MARKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MARKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2012 Cuma

KOBİLER İÇİN TEMEL STRATEJİK YÖNETİM TEKNİKLERİ


EĞİTİM : KOBİLER İÇİN TEMEL STRATEJİK  YÖNETİM  TEKNİKLERİ

Eğitimin konusu:

Yoğun rekabetin sürdüğü iş dünyasında KOBI sahipleri ve yöneticilerinin, işletmelerine ait sorun ve hedeflerini çözmek için en uygun yönetim metodolojilerini seçebilmeleri giderek önem kazanmaktadır. Bu eğitimde iş dünyasında uzun süreden beri kullanılan ve başarısı kanıtlanmış yönetim metodolojileri, uygulama alanları ve yol haritaları hakkında özet bilgiler verilecektir.

Hedef Kitle:

KOBI sahipleri ve yöneticileri

Eğitim başlıkları:

1- Verimlilik yönetimi
2- Süreçlerle yönetim
3- Göstergelerle yönetim
4- Hedeflerle yönetim
5- Performans yönetimi
6- Liderlik yönetimi
7- Projelerle yönetim
8- İnsan Kaynakları yönetimi
9- Müşteri ilişkileri yönetimi
10- Satış sistemleri yönetimi
11- Kurumsal kaynak planlama
12- E-iş yönetimi
13- Bilgi  yönetimi
14- İnovasyon yönetimi
15- İletişim yönetimi
16- Değişim yönetimi
17- Kriz yönetimi
18- Gelecek yönetimi
19- Markalaşma yönetimi
20- Kurumsal yönetim

2 Mart 2012 Cuma

YÖNETİM DANIŞMANLIK HİZMETLERİ


Yönetim Danışmanlık hizmetlerimiz temel rekabet dinamiklerine göre: A-Performans yönetimi ve verimlilik artışı,  B-Kurumsal yeniden yapılanma,  C-Özel sistemlerin kurulumu,  D-Proje Yönetimi,  E-Sektörel danışmanlıklar olarak yapılandırılmıştır.

A-PERFORMANS  YÖNETİMİ  VE  VERİMLİLİK  ARTIŞI

“Satış, satışçı ve bayi yönetim sistemleri”nde performans ve verimlilik artışı
“İnsan kaynakları yönetim sistemleri”nde performans ve verimlilik artışı
“Üretim yönetim sistemleri”nde performans ve verimlilik artışı
“Süreç iyileştirme ve süreç yönetimi”nde performans ve verimlilik artışı
“Kalite yönetim sistemleri”nde performans ve verimlilik artışı
“İş geliştirme ve inovasyon sistemleri”nde performans ve verimlilik artışı
“Yönetim karar destek sistemleri”nde performans ve verimlilik artışı
Kişisel performans ve verimlilik yönetimi

B-KURUMSAL  YENİDEN  YAPILANMA

“Pazarlama ve satış departmanları”nda yeniden yapılanma
“Üretim ve planlama departmanları”nda yeniden yapılanma
“Kalite departmanları”nda yeniden yapılanma
“Bilgi sistemleri departmanları”nda yeniden yapılanma
“Arge ve iş geliştirme departmanları”nda yeniden yapılanma
“İnsan kaynakları departmanları”nda yeniden yapılanma
“Kurumsal iletişim departmanları”nda yeniden yapılanma

C-ÖZEL SİSTEMLERİN KURULUMU

“Call center” sistemlerinin kurulması
“Franchising” sistemlerinin kurulması
“Bilgi yönetimi” sistemlerinin kurulması
“Kriz yönetimi” sistemlerinin kurulması
“Gelecek yönetimi” sistemlerinin kurulması
“E-iş sistemleri”nin kurulması
Müşteri ilişkileri yönetim sistemlerinin (CRM) kurulması
Kurumsal kaynak planlama sistemleri nin(ERP) kurulması

D-PROJE  YÖNETİMİ

AB projeleri
KOSGEB projeleri
TUBITAK projeleri
KALKINMA AJANSI projeleri

E-SEKTÖREL  DANIŞMANLIKLAR

Elektronik, otomotiv, ilaç dağıtım, lojistik, tekstil - konfeksiyon, beyaz eşya, demir -çelik,cıvata, yazılım, gıda, su üretim ve dağıtım, sivil toplum kuruluşları, cam, mimarlık, reklam ve halkla ilişkiler, basın – yayın, mobilya, sağlık sektörleri…

F-EĞİTİMLER

Yukarıda danışmanlığı verilen tüm konularda kuruma özel ve kapsamlı eğitimler verilmektedir.

İlgilendiğiniz  danışmanlığın detaylı tanıtım  ve referans dokümanlarını  lütfen isteyiniz !

26 Şubat 2012 Pazar

Strateji ve yönetim

Doğru yapalım derken zaman kaybediyoruz. 

Hızlı yapalım derken hatalı yapıyoruz. 

Ucuz yapalım derken eksik yapıyoruz. 

Hepsini yapalım derken, bir çoğunu yapamıyoruz. 

Strateji ve yönetim dedikleri şeyin bununla bir ilgisi var mıdır?

1 Ocak 2012 Pazar

2012 dileklerim

İş hayatına başlamadan önce okulda, önce derslere girer, daha sonra sınav olurduk.

İş hayatına başladığımızda ise sınavlar önce yapılmaya başlandı, daha sonra dersimizi aldık.

Gerek iş hayatında olsun, gerekse özel hayattaki tüm sınavları başarıyla geçebilmek için...

2012 yılında herkese...

daha çok bilgi, 
daha çok emek,
daha çok üretim, 
daha çok sevgi ve saygı, 
daha çok sağlık ve mutluluk dilerim...


Başarı, kazanç vb. gerisi daha sonra mutlaka gelecektir...

Saygilarimla
Memet Ozkan

8 Aralık 2011 Perşembe

Bilgi artık dünyanın en önemli değeri

"Bütün bunlar işte bilginin Amerika'sı. Evet, sadece yüksek teknoloji değil, sıradan gibi gelen her türden davranış bilgiyi ve onun koşulu olan eğitimi içeriyor. Otelin önündeki inşaatta çalışan işçilere bakıyorum. Attıkları her adımın nasıl bir edinilmiş bilgiyle yüklü olduğunu bana eski mühendis yanım anlatıyor. Trafik polisinin davranışı bundan farklı değil. Lokantada mönünün şehvetine kapılıp ısmarladıklarımızı elinde kalem önce düşünüp sonra, "bu kadar yemek yenmez ayrıca tatlar bakımından da bu seçim yanlış, müsaade ederseniz şunları iptal edeceğim" diyen gencecik, dünya güzeli kızın tepkisi de aynı kökten sürüyor. Bütün bunlar bilginin enformasyondan farkıyla ilgili. Bilgi artık dünyanın en önemli değeri. Seçkin artık sermayeye değil bilgiye sahip olan demek. Harvard Business Review geleceğin firmalarının yapısal özelliklerini anlatır ve stratejilerini sıralarken "danışman kullanmayı" birinci sırada sayıyor. Kapitalist sermayeyi, bazı insanlar da bilgiyi biriktiriyor. Amerika ikincisi olmadan birincisinin yaratılamayacağını öğrendiği ve uyguladığı gün Amerika olmaya başladı. İhracatında birinci sırayı hâlâ eğitim çekiyor, teknoloji derseniz, işte o da bilgidir diyorum."


Hasan Bülent Kahraman-Sabah Gazetesi-9/12/2011 

8 Ekim 2011 Cumartesi

Kadına şiddet ve pazarlama iletişimi

Habertürk'te çıkan fotoğraf üzerinde tartışmalar sürüyor.

Altaylı yayınladığı makalesinde soruna dikkati daha fazla çekmek istediği için fotoğrafı yayınladığını söylüyor.

Pazarlama iletişimi dünyasında benzer örnekleri daha önce de yaşadık. Benetton'un ırkçı temaları vurgulayan fotoğraflarından tutun, James Natcwey'in savaşın acımasızlığını vurgulayan fotoğraflarına kadar gürültü koparan çok sayıda görsel iletişim faaliyeti, konuyla ilgili kişilerin hafızalarındadır.

Peki savaşlar durdu mu, ırkçılık sona erdi mi?

Eğer tartışmalar bir an önce "neden fotoğrafı yayınladın"dan "bu konuda neler yapabiliriz" e dönüşmezse tarih Altaylı'nın puan hanesine gazetecilik şöhretini eklerken, "kadına şiddete son" adlı umut, Maveraünnehir'de kaybolacaktır.

Konuya pazarlama iletişimi açısından bakmakta ciddi faydalar var.

3 Ekim 2011 Pazartesi

Müşterinin talebi, müşterinin ihtiyacı

Danışmanlık verdiğim müşterim uzun yıllardan beri sağlık sektöründe çalışıyordu. Bundan yıllar önce bir hastasının bazı sağlık operasyonları için kendisinden talepte bulunduğunu, yaptığı kontrollardan sonra hastasının bu talebini yine tıbbi nedenlerle geri çevirdiğini anlattı. Hasta bunun üzerine gidip başka bir kuruluşta taleplerine hemen karşılık bulmuş. Yıllar sonra karşılaştıklarında hastasının kendisini ne kadar saygıyla andığını öğreniyor, çünkü hastasının talebi diğer kurum tarafından yerine getirilmesine rağmen sorunları devam etmekteydi, olan parasına olmuştu, müşterim ise satış kaybına rağmen bir nevi müşteri memnuniyeti yaşamaktaydı.

Müşterim aslında başına gelen bir olayı anlatırken, konvansiyonel satış sistemlerinin başarısızlığını somut bir şekilde kanıtlıyordu.

Tüm satıcıların tekrar tekrar kendilerine sorması gereken soru şu: SATIŞ NEDİR? SATIŞ NEDİR? SATIŞ NEDİR? 

Müşterinizin talebini mi karşılamak, ihtiyacını mı? Müşterinin talebiyle ihtiyacı farklı ise satıştan vazgeçmek bir satıcı için ne kadar katlanılabilir bir durumdur? Satıcının satış yapmama izni nereye kadardır? Satış sistemlerinin prime odaklı yapıları bu duruma ne kadar izin verebilir? Satıcılarla pazarlamacılar/marka yöneticileri burada nasıl bir tartışma yaşarlar? Markalaşmanın başladığı yer burası mıdır?

27 Eylül 2011 Salı

İnsan kaynakları Yönetimi hakkında neler dediler?

“Eğer paramızı, binamızı, ürünlerimizi bize bırakıp çalışanlarımızı alırsanız, şirket batar. Fakat bize çalışanları bırakıp, parayı, binayı ve ürünlerin hepsini alsanız, her şeyi on yıl içinde yeniden inşa edebiliriz“.  

“En büyük hata şirketi, grubu ille de kendim idare edeceğim demektir. Bırakın başkaları idare etsin. Yürütemezse değiştirirsin. Ama kendini değiştiremezsin”

“Artık şirketler bile kendi varlıklarının kalıcılığını güvence altına alamazken, bu güvenceyi çalışanlarına nasıl sağlayabilirler.“

“Avrupa'daki insan kaynakları sistemlerini Türkiye'de uygulamanız ve birebir verim almamız çok zor.”

“ İnsan kaynakları üzerine yaptığımız araştırmalarda "para" yüzünden işlerini bıraktıklarını söyleyenler, bunu "beşinci" sırada sayıyorlar. İlk neden olarak yöneticisiyle anlaşamamak gösteriliyor.”


“İnsan kaynakları Yönetimi” eğitimimde bu
 konuları tartışıyorum, 29-9-2011’de Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda…

5 Eylül 2011 Pazartesi

Hizmet sektöründe yapılan hatalar

Hizmet sektöründe yapılan hatalar değil, nasıl düzeltildikleri önemlidir.

Çünkü insanla çalışıyorsanız hata yapmamanız mümkün değildir. Bugünkü dersinizi alsanız bile, aynı hatayı bir daha yapmayacak olsanız bile, yeni senaryolar ve yeni hatalar her zaman olacaktır.

Aslında bunu müşteri de biliyor. Bu yüzden hatayı değil, hatayı düzeltme çabanızı izliyor. Bu süreçte inkar edenler, görmeyenler, umursamayanlar, kenarından sıyırmaya çalışanlar değil, hatayı kabullenerek düzeltmeye çalışanlar kazanacak. Müşteri ilişkilerinde gelecek, samimiyetin olacak.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Sokaktaki değişim


Şirket sahipleri, üst düzey yöneticiler… Bayilerinizi, müşterilerinizi birkaç yıl önce hazırlanmış stratejik planlar, kalite prosedürleri, şikayet yönetmelikleri vb. dokümanların gölgesinde yönetmekten vazgeçin. Sokak sürekli olarak değişiyor. Bu değişiklikleri farkettiğinizde çok geç olabilir. Değişimi görebilmek için her ay belli ölçüde dış ziyaretler yapın. Değişimi ilk önce farkeden çalışanlarınızı ödüllendirin. Dünya tarihindeki tüm yönetimler statükocu olmuştur. Yöneticilerinizi değil çalışanları ve sokağı dinleyin. Sokakla aynı dili konuşan yöneticilerinizi ödüllendirin, diğerlerine teşekkür edip bir an önce yollarınızı ayırın. 

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Rise of salesperson

Yeni düzenin söz sahipleri sizce kimler: iyi markalar mı, iyi satışçılar mı?

Ya da şöyle soralım: Satışçıyı ortadan kaldıran markalar mı, markanın önüne geçen satışçılar mı? Markanın satışçıları mı, satışçının markaları mı? Bunlar iki ortak mı, yoksa iki düşman mı?

Geçenlerde yaptığımız bir toplantıda genç satışçının ağzından şu laflar dökülüverdi: "Müşteriler üründeki hatayı mazur görebiliyorlar, ancak satışçının hatasını kolay kolay affetmiyorlar." Çok basit bir cümle ancak ciddi bir gözlem.

Belki de sadece bu nedenle artık markalar, pazarlama süper egolarından sıyrılıp, satışçı yetiştirmeye daha çok odaklanmalılar. Aksi halde her çeşit markayı gözünü kırpmadan satan usta satışçıların eski dönemi gelecek, müşteri markayı değil satışçıyı dinleyecek, filmi baştan saracağız.

13 Nisan 2011 Çarşamba

Bir işletmenin (kısır) yaşam döngüsü ya da müşterimi kaybettim gören var mı?

1-Yeni ürün ya da boş bir pazar bulunur

2-Üretim ve satış stratejileri oluşturulur

3-Üretim ve satış faaliyetleri gerçekleştirilir

4-Muhasebe, ay sonu mizanı tutturmaya çalışır

5-Satış, kota ve prim hedeflerine odaklanır

6-Üretim, zamanında üretmeye ve hatlardaki arızaları-üründeki fireleri azaltmaya odaklanır

7-Satınalma, en ucuza ve en hızlı satınalmaya çalışır

8-Servis, şikayetleri çözmekle uğraşır

9- (go to 3)…..

10-Müşterimi kaybettim gören var mı?

10 Kasım 2010 Çarşamba

SPARTACUS VE MARKA YÖNETİMİ

“Markanın sahibi müşteridir”’e güzel bir örnek.

TV’nin Cnbc-e kanalında yayınlanan “Spartacus” adlı dizide geçen bir sahne:

Romalı senatör, isyancı Spartacus’ü esir alır ve gladyatör okulunun sahibine satar. Bir nevi günümüzün işadamı olarak adlandırabileceğimiz “senatör” ve “gladyatör okulunun sahibi” olan kişiler, Spartacus’ü arenada eğitimli gladyatörlere yem olarak sunarlar. Amaç, hem kin duydukları Spartacus’ün ölmesi, hem de arenada seyirciye güzel bir şovun sunulmasıdır.

Ancak beklenen olmaz ve deneyimsiz savaşçı Spartacus, deneyimli savaşçılar olan gladyatörleri yener. Seyirci, Spartacus’ü hayranlıkla alkışlarken, onun ölmesini hevesle bekleyen senatör hayalkırıklığı yaşar.

”Senatör”, buna rağmen yine de Spartacus’ün öldürülmesini isterken, “gladyatör okulunun sahibi” arenadaki alkışlara kulak vererek Spartacus’ün yaşamasına izin verir.

Çünkü Spartacus artık “marka” olmuştur ve “markanın sahibi” sermayedar değil, müşteridir.

Acaba marka olgusunu anlamak için Spartacus’ü mü izlemek gerek!

23 Aralık 2009 Çarşamba

Bir markanın not defterinden-8 (marka yönetimi üzerine notlar)

Diyorum ki Ferrari bir markadır.

(dış ses: evet, evet!)

Diyorsun ki Schumaher de bir markadır.

(dış ses: evet, evet!)

Diyor ki, “Schumacher bir star ama tek başına bizi yaşatamaz. Yani burada büyük bir ekip var. Yönetenler var, mühendisler, tamirciler var”.

Kim diyor onu: Jean Todt.

Kimdir Jean Todt?

Ferrari’nin direktörü, tanıyor musunuz onu?

(dış ses: duyulmaz)

Ya da şöyle soralım: Markanızı gerçekten kim yönetiyor?