10 Aralık 2009 Perşembe

Bir markanın not defterinden-4 (marka yönetimi üzerine notlar)

Çarık satıyor adam çarık…

Deli gibi de para kazanıyor.

Bildiğiniz çarık, belki babalarımız bile giymezdi, o kadar maziye ait bir eşya.

Çarıktan para kazanılır mı? Ya da çarıktan nasıl para kazanılır? Yoksa çarık deyip geçmemek mi gerek? (Şimdi soru sorma zamanı)

Kendisini bugün anca müzelerde görürsünüz.

Bir yer daha var göreceğiniz, üstelik görmek için üstüne seve seve para vereceğiniz.

Harry Potter’da, Truva’da, Yüzüklerin Efendisi’nde…(Şimdi şaşırma zamanı)

Siz farkeder misiniz bilmem ama Holywood farketmiş.

Kahramanmaraş’lı ustaların ürünleri, sessiz sedasız markalar diyarında dolaşıyorlar.

Markalaşmış filmler, markalaşmış kitaplar, markalaşmış yazarlar, markalaşmış oyuncaklar, markalaşmış artistler vs..

Öykü güzel ama bir eksik mi ne var? (Şimdi hayıflanma zamanı)

9 Aralık 2009 Çarşamba

Bir markanın not defterinden-3 (marka yönetimi üzerine notlar)

Geçen yıl yandaki boş araziye birileri bakmaya geldiydi. Dedik “olmaz!”.

Bu iş öyle kolay değil, biz bir nesilden beri uğraşıyoruz bu topraklarda, hala tam anlamıyla başarmış değiliz.

Sen gel, araziye bak, binayı kur, içine insanları yerleştir, mutlu mesut yaşasınlar. Dedik “olmaz!”.

Dedik ama yaptılar, allem ettiler kallem ettiler yaptılar.

Başardılar. Kurdukları yapı bugün cıvıl cıvıl yaşıyor.

Dün karşılaştım kendisiyle, dayanamadım sordum “nasıl yaptın?”

Dedi “ben Internet markasıyım, hızlı doğarım ve hızlı büyürüm”.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Bir markanın not defterinden-2 (marka yönetimi üzerine notlar)

Severim kendisini, (benden iyi olmasın) iyi markadır.

Ne zaman o şehire gitsem mutlaka kendisine uğrarım.

Zaten başka şansım da yok, kendisini başka yerde göremem.

Çünkü o “başka şubemiz yoktur!” diyenlerdendir.

Kapısının girişinde koca harflerle okursunuz, “başka şubemiz yoktur!”.

Peki ama, başka şubesi olmayan bir marka olur mu?

Ya da markaların başka şubeleri olmak zorunda mı?

Fat Duck bir marka mıdır, Mc Donalds bir marka mıdır?

Yoksa marka sizin kafanızın içinde bir yerlerde midir?

Bir markanın not defterinden-1 (marka yönetimi üzerine notlar)

Geçen gün gazetelerde benden bahsediyorlardı.

Bunca yıl başarıyla sürdürülen bir hayat, kuşaklar boyunca devam eden bir isim, yaşanılan nice deneyimler…

Sen tüm bu badireleri bir bir atlat, şimdi gel gazetelerde “eski sahipleri neden zor duruma düşmüş?”, “yeni sahipleri kimler olacak?” vb. başlıklarda yeni geleceğini ara.

Gelecek korkusu bir yana, burada bir terslik var.

Benim sahibim kimdir, markanın sahibi kimdir?

Eski sahiplerim …zadeler mi, yeni sahiplerim …. giller mi?

Yoksa müşterilerim mi?

Hangisi beni terkederse daha çok canım yanar?

31 Mayıs 2009 Pazar

Taklitlerimizden sakınınız ya da başka şubemiz yoktur!

Bundan birkaç ay önce, uzun zamandan beri duyurusunu yapmakta olduğum “Onlar krizi nasıl yaşadılar?” başlıklı eğitimimi, aynı başlıkla ve başka bir eğitimcinin verdiğini, bir okuyucumun mesajı üzerine farkettim. Uyarım üzerine eğitim başlığını değiştirdiler.

Geçen hafta bu sefer “Onlar pazarlamayı nasıl yaşadılar?” başlıklı eğitimimi, yine aynı başlıkla ve iki farklı eğitim kuruluşunda gördüğüm zaman, karşı karşıya olduğum durumu daha iyi anlamaya başladım. Bunu yine bana ait olan "İnsan Kaynakların Performans Yönetiminde Başarının Kuralları" adlı eğitim başlığı takip etti. Yeni kopyalamaları merakla bekliyorum.

Rekabet üzerine ahkâm keserken, kopyalanarak rekabete uğramak çok şaşırtıcı olmasa gerek. Sadece etiksizliğin bu kadar hızlı yaygınlaşması biraz şaşırtıyor.

Öte yandan eğitim başlıklarım için “bunlar herkesin kullanabileceği standart başlıklardır” denebilir ancak eğitimi açıklayan diğer satırlarda da benzerlik olunca niyet açıkça ortaya çıkıyor.

Yazdığınız bir kitabın başlığını, başka bir kitabın başlığı olarak görmek size nasıl hissettirir?

Peki ben neden “onlar nasıl yaşadılar-başardılar?” diye başlıklar atıyorum, bunu da kısaca açıklamakta fayda var.

Bu eğitimlerim, alışılageldiği üzere aralarda iki espriyle süslenmiş, herkesçe tanınan firmalardan bir öyküyle desteklenmiş, kuru ve didaktik bilgileri içermiyor.

Eğitimlerimde, uzun yıllardan beri süren geniş bir arşiv araştırmasına dayanan, yüzlerce gerçek işletme vakıasından seçtiklerimi anlatıyorum. Çoğu zaman yorum bile yapmama gerek kalmıyor. Bu yüzden “onlar nasıl yaşadılar-başardılar?” diye başlıyorum.

Velhasıl doğru olduğuna inandığım şeyler yapmaya çalışıyorum, ancak lütfen siz de taklitlerimizden sakınınız, ayrıca henüz başka şubemiz de yoktur.